Browsing Category

GEZİ NOTLARI

GEZİ NOTLARI SEYAHAT

AVRUPA’NIN EN GÜZEL ŞEHİRLERİNDEN BİRİ – ONE OF THE MOST BEAUTIFUL CITIES OF EUROPE; PORTO

Avrupa’da hatırı sayılır adette şehir gezmişliğim, hatta bazılarında 1 aydan fazla süre ile yaşamışlığım var. Portekiz zaten ülke olarak da daha önce gitmediğim ve mutlaka gitmek istediğim bir ülkeydi. Ama bir çok insanın aksine hiç bir zaman Lizbon’u merak etmedim. Sanırım çok fazla fotoğraf gördüğümden, çok fazla dinlediğimden olacak ki içimde merak uyandırmadı. Ama Porto… Porto bir başkaydı… Bir kere daha önce giden çok fazla insana rastlamamıştım… İsminin romantikliğinin dışında da pek bir fikrim yoktu… Sanırım bilinmeyene gitmek beni hep daha fazla heyecanlandırıyor. O nedenle THY’nin Haziran ayında yapmış olduğu bilet kampanyasında 500TL’ye Porto biletini bulunca Baransel’e bile sormadan aldım gitti. Akşam eve gittiğimizde “Ekim’de Porto’ya gidiyoruz sürpriiiiiiiz” dedim 🙂 O kadar net ve emindim yani bu işten 🙂 Ancak araya uzun soluklu Phuket & Krabi tatili ve onun araştırması girince, Porto hazırlıkları son dakikaya kaldı. Mesela otellerde Ekim ayında inanılmaz bir doluluk vardı. Keza Airbnb’de de sabah gördüğüm evi akşama bir daha bulamıyordum çünkü tutulmuş oluyordu. Hal böyleyken sınırlı seçeneklerimiz arasından nispeten ucuz, merkezi ve temiz bir ev seçtik.

English: I have traveled a considerable amount of cities in Europe, and even have lived for over a month in some of them. Portugal is a country that I have never gone to , but  that I want to see it. But unlike many people, I have never wondered about Lisbon. I guess I did not wonder about it because I saw too many pictures and I listened too much things about it. But Porto … Porto was a different … I have never met too many people who have gone before … I had not any idea about it, i just knew that it has romantic name… I guess it always makes me more excited to go unknown. That’s why I bought a flight ticket in June without even asking Baransel. Because Turkish Airlines had a ticket campaign and I got tickets to Porto for 500TL.  When we went home in the evening, I said, “We will go to Porto in October, surpriseeee,” … I was very determined and confident. 🙂 However, because we went to a long vacation in Phuket & Krabi before Porto, we were able to made preparations to go to Porto last minute. Likewise at the Airbnb I could not find any house. Some houses which I find in the morning  , they were being full when i check them in the evening.  Because the reservation was being made. So we chose a relatively cheap, central and clean house among our limited options.

Porto’da kaldığımız ev bu mahallede yani Ribeira‘da idi. Burası Porto’nun Old Town’u olarak da biliniyor. / The house we stayed in Porto was in Ribeira in this neighborhood. This is also known as Porto’s Old Town.

PORTO’DA ULAŞIM – TRANSPORT FOR PORTO

Küçücük, bayır dolu sokaklarının her birinde mutlaka sizi büyüleyecek bir şey çıkıyor karşınıza. O nedenle yürümekten asla vazgeçmeyin. Tüm o bayırlara rağmen 4 günde 50KM yol yürümüşüz ve bize çok iyi geldi. Gelişmiş bir metro ve tren hattı olmasına rağmen inanın pek ihtiyaç duymuyorsunuz. Örneğin biz havalimanından şehre gelirken metroya bindik. Bunun için havalimanı içerisindeki okları takip edip mor renkte olan E hattına biniyorsunuz ve muhtemelen sizin de ulaşmak isteyeceğiniz istasyon merkez istasyon olan, o harika çinilerle kaplı Sao Bento tren istasyonu olacak. Bu istasyona ulaşabilmeniz için ise sarı hatta geçmeniz gerekli, o nedenle önce Trindade istasyonunda inip, D yani sarı hatta geçip 2 durak sonra inmeniz gerekiyor. Bunların hepsi ortalamada 45dk kadar sürüyor. Bir de Sao Bento’da inip tüm o bayırlı sokakları varacağınız yere kadar yürümeniz gerekli. Peki biz ne yaptık? Havalimanından metroya bindik ve Trindade’de indik.

English: There is a tiny things that will surely fascinate you in each of the sloping roads. Do not give up walking for that reason. We walked 50KM in 4 days despite all the sloping roads and it was very good for us.Though there is a very good subway and train line, you do not need to get on the subway or trains, believe me. For example, we went to the city center from the airport by the metro. Follow the directions of the arrows in the airport and get to the purple E line , you will arrive at the Sao Bento train station, which is covered with those wonderful wall tiles. Probably, the station you want to reach will be this central station, Sao Bento.You need to change to yellow line to reach this station, so you will get off in Trindade station. You should change to D yellow line and get off after 2 stops. They all last for about 45 minutes. You need to get off in Sao Bento and also have to walk all the sloping roads which is to reach to where you go. So what did we do? We got on the metro from the airport and got off in Trindade.

Elimizde bavullar ve bu güzel havada daha fazla oyalanmayalım diye önce istasyonun yanında o çok görmek istediğim harika muralı görüp fotoğrafını çektik, sonra da taksiye binip evimize gittik. Kısa bir matematik yapalım beraber 🙂 Metro bileti kişi başı 2,25 Euro idi. Trindade’den Riberia bölgesindeki evimiz ise taksi ile 7 Euro tuttu. Meğer zaten havalimanından taksiye binip direkt gelsek 15 Euro verecekmişiz! 🙂 O nedenle dönüşte hiç metro falan uğraşmadan doğrudan taksiye bindik. 🙂 Size de tavsiyem eğer zaman sizin için de kıymetliyse ve bavullarınızla uğraşmak istemiyorsanız bence direkt taksiye binin. Hop 15 dakikada ulaşacağınız yerdesiniz!

English: We firstly saw the wonderful mural that I wanted to see, its next to the station. In this beautiful air with our suitcases, we took its photo and then we went to our house by taxi. Let’s study a little mathematics together 🙂 The metro ticket was € 2.25 per person. We paid 7 Euro , to go to our house in Riberia from Trindade by taxi. If we had come directly from the airport to the house, we would had paid 15 Euro! 🙂 For that reason, we directly went back to the airport by taxi instead of metro. 🙂  I also recommend you if the time is precious for you and you do not want to carry your suitcases, I think you should take a direct taxi. You will arrive in 15 minutes!

PORTO’DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER / MUST SEE PLACES IN PORTO

Porto beni “ilk görüşte aşk gibi” etkiledi. Havasına, sokaklarına, insanına, yemeğine, şarabına gerçekten bayıldım. Hepsinin yanında genel olarak ucuz olması da cabasıydı. O nedenle ilk dakikadan son ana kadar “dönmek istemediğim” bir yer haline büründü. Bu duygularımı anlamanız için mutlaka görmeniz gereken bazı yerleri sizinle paylaşmak istiyorum.

English: Porto impressed me as “love at first sight”. I really loved the air, the streets, the people, the food, the wine. Besides all of them, it is a cheap country. Therefore, from the first minute until the last moment, it become a place “I do not want to return to”. I want to share with you some of the places you absolutely must see to understand these emotions.

Ribeira ve Dom Louis I Köprüsü / Riberia and Dom Louis I Bridges

Porto, Douro nehrinin iki yakaya ayırdığı, bir tarafının Ribeira diğer tarafının ise Gaia adı verildiği, eski binalarıyla, yokuşlu sokaklarıyla hafif bir Galata ve Karaköy havası olan nispeten küçük bir şehir. Ribeira, adeta eski merkez diye geçiyor. Tüm tarihi ve turistik yerler neredeyse bu tarafta.

English: Porto is a city where the river Douro is divided into two parts, one called Ribeira and the other called Gaia. It is a small city with old buildings, sloping streets, Galata and Karaköy atmosphere. Ribeira is almost like the old center. All the historical and touristic places are almost on this side.

İki yakayı birbirine bağlayan köprülerden en meşhuru ise bu Dom Louis I Köprüsü. İki katlı olan köprünün alta katından arabalar ve yayalar, üst katından ise tramvay ve yayalar geçiyor. Mutlaka bir akşamüzeri gün batımı saatinde köprünün istediğiniz katından birinden yürüyün ve tam ortasından nehri  ve şehri izleyin!

English: The most famous of the bridges connecting the two parts is the Dom Louis I Bridge. The two-storeyed bridge passes cars and arcades from the lower floor, and trams and arcades pass from the upper floor. Walk on any floor of the bridge on an sunset and watch the river and the city in the middle of it!

Gün batımı Porto’ya gerçekten çok yakışıyor. Dilerseniz yol boyunca uzanan kafelerden birinde oturabilir, nehir kenarında marketten aldığınız şarabınızı yudumlayıp piknik yapabilir ya da köprünün tam altında yer alan Bar Ponte Pensil‘de bir akşamüstü kokteyli içebilirsiniz.

English: The sunset is really beautiful in Porto. You can sit in one of the cafés along the way, you can drink your wine which bought from the market on the riverside, have a picnic or have an afternoon cocktail at Bar Ponte Pensil, just below the bridge.

Gaia Bölgesi ve Port Wine Üreticileri / Gaia Region and Port Wine Producers

Gaia bölgesinde ise, nehir kenarında Porto’nun meşhur Port Wine (Liman Şarapları) üreticileri ve restoranlar, arka taraflarda ise daha çok yeni yerleşim alanları yer alıyor. Bu tarafta binalar, arabalar ve hatta insanlar bile daha bakımlı 🙂 Bir anda Karaköy’den Bebek’e geçmiş gibi oluyorsunuz.

Portekiz şarabı olarak bilinen Port Wine aslında tam olarak bir şarap değil. Daha çok likör denebilir. Özelliği ise, Portekizli denizcilerin İskoçya’dan getirdikleri eski ve kullanılmış viski fıçılarında bekletiliyor olması. Yani aromasını biraz da bundan alıyor. Daha çok yemek öncesi ya da sonrası shot şeklinde içilen likörümsü şarabı denemek isterseniz, bu bölgedeki tüm üreticilerde tadım yapabilirsiniz. En meşhurları Sandeman. Biz tadım yapmadık ama eve hatıra olarak bir şişe Sandeman almayı ihmal etmedik.

Diğer yandan eğer Dom Louis I Köprüsü’nün en üst katından yürüyerek bu bölgeye geçerseniz, teleferikle aşağıya inip aynı zamanda manzaranın başka bir açıdan da tadını çıkartabilirsiniz.

Bu bölgeye akşam yemeği için geçerseniz mutlaka ama mutlaka Taberninha do Manel‘de yemek yiyin.

English: In Gaia, Porto’s famous Port Wine producers and restaurants are located by the river. In the back of the river also there are the new settlements. On this side, buildings, cars and even people are more well-maintained. You seem to have gone to Bebek from  Karaköy.

Port Wine, known as the Portuguese wine, is actually not exactly a wine. We can say like liquors. Its specialty is that kept in old whiskey barrels that bring from Scotland by Portuguese seamen. So its flavor is good. If you want to taste liquorice wine which is mostly shot before or after the meal, you can taste it in all the producer companies  in this region. The most famous is Sandeman. We have not tasted it but we have not forgotten to buy a bottle of Sandeman to our house.

On the other hand, if you walk on the top floor of the Dom Louis I bridge, you can go down on the cable car and enjoy the view from another angle at the same time.

If you go to this region for dinner, surely you should definitely have a dinner at Taberninha do Manel.

Sao Bento Tren İstasyonu / Sao Bento Train Station

Hayran kalmamak imkansız… Porto’nun hemen her yerinde kullanılan çiniler, sanırım en çok bu tren istasyonuna yakışmış. Daha yolculuğa çıkmadan sizi kendi içerisinde bir yolculuğa çıkarıyor. Bu istasyon duvarlarında çinilerle Portekiz’in tüm tarihi anlatılıyor. 19. yüz yıl sonunda inşa edilen istasyonun çinilerinin tamamı, sanatçı Jorge Colaço tarafından 11 yıllık (1905-1916) bir süre boyunca yerleştirilmiş ve bugünkü halini almış. Ama ben size başka bir şey anlatmak istiyorum 🙂 Bir efsaneye göre bu istasyonda bir rahibenin ruhu yaşıyor… Nasıl mı?

İstasyon inşa edilmeden önce aslında bu yapının yerinde Ave Maria Manastırı varmış. Onlarca rahip ve rahibe bu manastırda yaşarmış. Ancak 1834’te Portekiz’deki bütün dini emirler, “rahip katili” olarak da bilinen Joaquim António de Aguiar adında bir politikacının kararı ile feshedilmiş. Yani artık rahip ve rahibelerin kararları ve emirleri bir hiç olarak sayılacakmış. Bununla beraber din insanlarına ait olan mülklere, o mülkte yaşayan son din insanı öldükten sonra el konulmasına karar verilmiş. İşte bu karara bu manastır da dahilmiş. Bu manastırdaki son rahibe bu kararın alınmasından tam 58 yıl sonra yani 1892’de ölmüş. Ardından binaya el konulup bugünkü halini alacak tren istasyonu inşaatına başlanmış. Efsaneye göre bu rahibenin ruhu hala Sao Bento içerisinde yaşarmış. Çok sessiz bir ana denk gelirseniz rahibenin dualarının istasyon duvarlarından yankılanarak kulağınıza geldiğini söyleyen insanlar var 🙂 Biz duymadık 🙂 Açıkçası o istasyonu boş ve sessiz bulabilir misiniz bundan da emin değilim 🙂

English: You will admire it is really fascinating… I think, tiles used almost everywhere in Porto look much more beatiful on the walls of this train station. It takes you on a journey. The tiles which on the walls of these stations tell you the whole history of Portugal. All of the tiles of the station which is built at the end of the 19th century were placed by artist Jorge Colaco over a period of 11 years (1905-1916) .. But I want to tell you something else 🙂 According to a myth, a Nun’s soul lives in this station … How?

Before the station was built, Actually there was the Ave Maria Monastery in stead of this building. Tens of priests and nuns had lived in this monastery. However, in 1834, all regular religious orders in Portugal were abolished by the decision of a politician named Joaquim António de Aguiar, also known as the “priest-killer”.  So, the decisions and orders of priests and nuns had lost its significance. However, it was decided to confiscate to properties belonging of religious people after the last religious person who live in the property die. Including this monastery. The last nun in this monastery had died in 1892, exactly 58 years after this decision was taken. Then the building had taken, and the construction of the train station which will taken place today’s, had started. According to legend, the soul of this nun still have lived in Sao Bento.  If you are in the station at a very quiet time, there are people who say that the nun’s prayers echoed from the station walls and came to your ear 🙂 We did not hear it 🙂 Obviously, can you find that station empty and quiet 🙂 I’m not sure  🙂 

Tüm bu bilgiler bir yana, tren istasyonundan bir çok yere ulaşmanız mümkün. Eğer başka şehirlere de geçmek istiyorsanız başlangıç noktanız burası olacaktır. Biz Aveiro’ya giderken de bu istasyonu kullanmıştık. Gitmeden önce ben internet sitesinden güncel olarak tüm saatlere ve bilet fiyatlarına bakmıştım. Plan yapmadan önce bu siteye mutlaka bakmanızı öneririm.

English: On the other hand, it is possible to go almost anywhere from the train station. If you want to go to other cities, this will be the starting point. When we wanted to go to Aveiro, we went from this station. Before we left, I looked up all the hours and ticket prices on the website. I suggest you take a look at this site before you plan.

 Carmo ve Carmelitas Kiliseleri / Carmo and Carmelitas Churches

Hayatımda gördüğüm en güzel kiliselerden biri oldu sanırım bu yapı. Dikkatli bakmazsanız aslında bu yapıyı tek bir kilise zannedersiniz. Ancak bu yapı iki ayrı kiliseden oluşuyor. Aralarında sadece dünyanın en dar evi olduğu için birleşik gibi gözüküyorlar. Sol taraf Carmelitas Kilisesi (Igrajo do Carmelitas), sağ taraf ise Carmo Kilisesi (Igrajo do Carmo). Bu fotoğrafta görmüş olduğunuz muhteşem duvar Carmo Kilisesi’ne ait olduğu için favorim o oldu 🙂

English: I think this is one of the most beautiful churches I’ve ever seen. If you do not look carefully, you actually think this is a single church. However, this building consists of two separate churches. They seem to be united because they are just the narrowest house in the world. Carmelitas Church on the left (Igrajo do Carmelitas) and Carmo Church on the right (Igrajo do Carmo). It was my favorite to be that the wonderful wall you saw in this photo belongs to Carmo Church.

Chapel of Souls

İsminin yanında bence yine o çiniler sayesinde harika bir kilise! Porto’nun alışveriş caddesi olarak bilinen Rua de Santa Catarina‘nın sonunda, Bolhao Market‘e 5 dakika uzaklıkta yer alan bu kilise, mutlaka görmeniz gereken yapılardan biri. İçinde çok bir numara yok ve aslında oldukça küçük bir kilise. Ama hiç beklemediğiniz bir sokakta karşınıza öyle güzel çıkıyor ki, büyülenmemek elde değil!

English: A wonderful church next to its name, I think because of those same wall tiles ! At the end of Rua de Santa Catarina, known as Porto’s shopping street, this church is 5 minutes away from Bolhao Market, one of the must-see buildings. There is not much in it  that will attract your interest, and it’s actually a pretty small church. But in a street you have never expected, it seems so beautiful and you are being fascinated!

Bolhao Market ve civarı / Bolhao Market and around

Barselona’ya gidenler La Rambla caddesi üzerindeki o meşhur Mercat de la Boqueria’yı bilirler. İşte onun bir benzeri olan Bolhao Market, hem hediyelik eşya alabileceğiniz hem yemek yiyebileceğiniz ya da yemeklik alış veriş yapabileceğiniz çok güzel bir pasaj market. Burada Portekiz yerel tatlarına dair her şeyi bulabilirsiniz. Hediyelik eşyalar şehrin diğer kısımlarına göre burada bir tık daha ucuzdu. Benden söylemesi 🙂

English: Those who go to Barcelona know the famous Mercat de la Boqueria on the La Rambla street. Here is Bolhao Market which is similar to it, a very nice shopping arcade where you can buy souvenirs, eat or shop for food. Here you can find everything about Portuguese local tastes.  The souvenirs were cheaper here than in other parts of the city. I’m telling you 🙂

Marketin tam karşısında yer alan bu meşhur dükkanda ise bir kahve ve sandviç molası vermiştik. Biz beğendik, aklınızda olsun! / In this famous shop right opposite the grocery store we had a break, to had a coffee and ate sandwich. We like it, be keep in mind!

Bolhao Market civarındaki sokaklar çok güzel. Hem alış veriş yapmak için hem de görsel şölen için sokaklarda kaybolmayı unutmayın! / The streets around Bolhao Market are very nice. Do not forget to get lost in the streets both for shopping and for seeing beatiful places/streets !

Jardim da Cordoaria

Porto’da yaşadığımız hava sıcaklığı değişimi nedeniyle bir gün inanılmaz sis bastırdı. O gün eve dönüş yolunda sisin arasından bize göz kırpan kocaman gövdeli ağaçlar gördük. Merdivenleri çıktığımız anda ise bu fotoğraftaki anla karşılaştık. İnanılmaz güzel bir görüntüydü. Daha sonra bu parkı araştırdım ve gerçekten her mevsim bu ağaçların görüntüsü bir başka oluyormuş onu gördüm. Mutlaka uğrayın derim!

English: One day we had an incredible fog because of the change in temperature we experienced in Porto. On that day we saw a huge body of trees through the mist on the way home. When we went up the stairs and then we met that view of this photo. It was an incredibly beautiful. Later, I searched this park and I saw they had really diffrent a view of these trees all the seasons. I think you also should go!

Clerigos Kulesi ve Kilisesi / Clerigos Tower and Church

Yine vakit nakittir diyerek sadece önünden geçtik ve kuleye tırmanmadık. Muhtemelen çok güzel bir manzarası vardır ama biz Dom Louis I Köprüsü’nün en üst katından oldukça tatmin edici bir manzara gördüğümüz için buna gerek duymadık.

English: We just passed through the front of it saying that “time is of the essence” and, we did not climbed the tower. There is probably a very beautiful view, but we did not need it because we saw a very satisfying view from the top floor of the Dom Louis I Bridge.

Clerigos Kilisesi’nin hemen önünde ise uzun yokuşlu bir cadde iniyor. Dümdüz aşağı doğru indiğinizde ise tüm heybetiyle Sao Bento istasyonu karşınıza çıkıyor. / In front of the church of Clerigos is a long sloping street. When you go down straight, you are all encounter to the Sao Bento station.

PORTO SOKAKLARI ve DENEMENİZ GEREKEN LEZZETLER / STREETS AND TASTES OF PORTO

Porto’nun bizce en güzel mekanlarının bulunduğu ve Karaköy’e çok benzettiğimiz Praça da Carlos Alberto, devamı olan Rua das Oliveiras ve paralelinde yer alan Rua de Sa de Noronha ve Rua Actor Joao Guedes‘i tavsiye ederiz. Burada mutlaka Zenith Brunch & Cocktails Bar‘da bir kahvaltı edin, Moustache‘de bir kahve molası verin, Steak N Shake‘de et burger yiyin, hemen karşısındaki Cafe Progresso‘da kahve için ya da fesleğen soslu domates çorbasını deneyin.

English: We recommend Praça da Carlos Alberto, which is the most beautiful places of Porto and which is similar to Karaköy, in continuation of it that is Rua das Oliveiras, also Rua de Sa de Noronha and Rua Actor Joao Guedes situated in parallel. Definitely, you should do, have a breakfast at the Zenith Brunch & Cocktails Bar, a coffee break at Mustache, eat a meat burger at Steak N Shake, drink a coffee at the Cafe Progresso which is opposite of it, or a tomato soup with basil sauce.

Biraz yukarıda kalan ama hem güzel dükkanların hem de yine keyifli kafelerin yer aldığı başka bir cadde ise Rua da Conceiçao. Burada mutlaka favori dükkanlarımdan olan Mercado 48‘e uğrayın. Sokağın hemen köşesinde ise şarap için şarküteri tabağı ile atıştırmalık alabileceğiniz harika bir mekan olan Candelabro yer alıyor. Onun hemen yanında ise şampanya severler için şampanya kafesi olan Champanheria da Baixa yer alıyor. Her ay çılgın gibi bir ikinci el pazarı düzenleyen, Porto’nun en meşhur vintage dükkanı olan Mon Pere Vintage da bu bölgede yer alıyor.

Biraz aşağı indiğinizde ise Rua das Carmelitas‘a ulaşıyorsunuz. Burada o çok ünlü kitapçı Livraria Lello‘yu bulabilirsiniz. Biz bilet almamıza rağmen girmedik çünkü giremedik 🙂 Adeta kilometrelerce kuyruk vardı ve bu kuyruk günün hiç bir saati azalmadı. O nedenle zaman kaybetmek yerine biletimizi yaktık. Bilet, kişi başı 4 Euro idi. Önce sol tarafında yer alan dükkandan bileti satın alıyorsunuz, sonra sağda yer alan kapının önünden başlayan kuyruğa giriyorsunuz. Peki neden insanlar çıldırmış gibi bu kuyruğa giriyorlar? Evet gidenlerin koyduğu fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla çok güzel bir kitapçı. Bir çok yazara da ilham kaynağı olmuş. En meşhuru ise Harry Potter’ın yazarı ve yaratıcısı J.K. Rowlings’in Porto’da yaşadığı dönemde sürekli bu kitapçıya gelip buradan ilham aldığı ve Harry Potter’ı burada yazmaya başladığı söyleniyor. O nedenle inanılmaz bir populeritesi oluşmuş. Sizi bilmem ama bizim için zaman çok kıymetli. Ne kadar güzel olursa olsun o kuyruğu beklemeye değmezdi.

English: Rua da Conceição is another street which both the beautiful shops and the beautiful cafés are located. Go to Mercado 48 that is one of my favorite shops here. There is Candelabro, a great place to buy snacks and appetizer for wine on the corner of the street. Also Champanheria da Baixa which is located next to it , is a champagne café for champagne lovers. Mon Pere Vintage, Porto’s most famous vintage shop, which organizes second-hand bazaar every month, is also located in this area.

When you go down, you reach Rua das Carmelitas. Here you can find the very famous bookstore Livraria Lello. We did not get in, although we had tickets, because we could not get into it. It was like there were kilometers of queues and this queue did not decrease any time of day. Instead of losing time for that reason, our tickets gone for nothing. Ticket was 4 Euros per person. First you buy a ticket in the shop on the left side, then you join the queue which is starting from the front of the door on the right. So why do people go into this queue like crazy? Yes, as far as I can see from the photos that the goers put on, it’s a very nice bookshop. It is also a source of inspiration for many writers. The most memorable is Harry Potter’s writer and creator J.K. When Rowlings lived in Porto, he had constantly come to this bookstore, inspired by it, and said he started writing Harry Potter here. That’s why it’s an incredible popular place. Time is of the essence for us. No matter how beautiful it was, we thought it was not worth waiting for its long queue.

 Livraria Lello yanında yer alan A Vida Portuguese isimli mağazaya mutlaka girin. Biz bayıldık! / You should definitely go to the A Vida Portuguese-named shop next to Livraria Lello. We loved it! 

Diğer bir taraftan sırf görmek için bile yine bu bölgede yer alan Mc Donalds Imperial‘e bir uğrayın derim. Sıradan bir Mc Donalds’dan epey farklı 🙂 / On the other hand, I would advise you to go to the Mc Donalds Imperial, which is also in this area, even just to see it. It’s quite different from an ordinary Mc Donalds.

Livraria Lello ile aynı şeyi alış veriş caddesi olan Rua de Santa Catarina üzerinde yer alan meşhur Majestic Cafe‘de de yaşadık. Önündeki kuyruğa inanamazsınız. O nedenle girmedik tabi ki 🙂 Ama aklınızda olsun, Prag’daki Cafe Imperial‘i bana çok andırdı. / We also felt  that the same thing we felt with Livraria Lello , at the famous Majestic Cafe on Rua de Santa Catarina, a shopping street. You can not believe the queue in front. We did not get into it for that reason. 🙂 But keep in mind, it reminded me a lot the Cafe Imperial in Prague.

Sao Bento Tren İstasyonunun hemen karşısında yer alan trafiğe kapalı Rua das Flores adlı cadde, hem tatlı kafeleri hem de hediyelik eşya dükkanlarıyla yine meşhur caddelerden. / Located right across from the Sao Bento Train Station and the pedestrianized is Rua das Flores street is also one of the famous streets for both with its sweet cafés and souvenir shops.

Özellikle Portekiz’in geleneksel tatlısı Nata’yı denemek isterseniz, en iyi nata dükkanı olan Nata Lisboa (The World Needs Nata) ‘yı tavsiye ederiz.  Biz yanında talihsiz bir isme sahip olan Portekiz birası Super Bock’u denedik. Açıkçası genel olarak Portekiz biralarının bir özelliği yok. Yine de denemek isterseniz marketlerde de çok rahat bulabileceğiniz Imperial markasını daha çok tavsiye ederiz.

English: Especially if you want to taste Portugal’s traditional dessert Nata, we recommend  Nata Lisboa (The World Needs Nata) that the best nata shop. We tried the Portuguese Super Bock, which has an unfortunate name beside it. Obviously there is not a characteristic of Portuguese beers in general. Still, if you want to try it, we recommend the Imperial brand, which you can find very easy in the markets.

Akşam yemeği için güzel mekanlar arayanlara, tavsiyemiz Rua das Flores üzerindeki mekanlar olabilir. Burada en çok, bizim de tavsiye alarak gittiğimiz Cantina 32‘yi öneriyoruz. Mutlaka rezervasyon yaptırın. Burada denemeniz gereken yegane şeyler, muzlu tereyağ, kalamar ve ahtapot! Üzerine de cheesecake istemeyi unutmayın!

Akşam yemeğinden sonra bir şeyler içeyim,dans edeyim, müzik dinleyeyim derseniz Rua de Candido dos Reis ve Galeria de Paris isimli trafiğe kapalı iki paralel caddeye gitmeniz gerek. Bu iki cadde Livraria Lello’nun olduğu caddeye bağlanıyor. Gayet merkezi diyebiliriz. Bu caddelerde sıra sıra gece kulüpleri ve barlar var. Ancak Portekiz’de akşam yemeği bizden daha geç yendiği için, kültür olarak gece hayatının da 12’den sonra başlayacağını unutmayın. Yani siz yemeği bitirip 11’de giderseniz nispeten tenha bir sokakta kokteyl içersiniz. Hareket görmek istiyorsanız daha geç bir saatte gitmeniz lazım.

Bir diğer önerim ise, açık havada, çimlerin üzerinde daha salaş bir mekan isterseniz Base isimli mekanı, hem gün batımı hem de akşam için tavsiye ederim.

English: If you are looking for a nice place to have dinner,  we recommend those places which are on Rua das Flores. Here we recommend Cantina 32, which is we also went and recommended to us. Definitely, make a reservation. The only things you need to taste here are the banana butter, squid and octopus! Do not forget to eat cheesecake afterwards!

After dinner, if you want to drink something, dance, listen to music, you have to go to two parallel streets which are pedestrianized, name of them are Rua de Candido dos Reis and Galeria de Paris. These two streets connect to the street where Livraria Lello is. It is very central. There are night clubs and bars side by side on these streets. But remember that nightlife in Portugal will start after 12am. Because, they have dinner at a late night according to our country. So if you finish eating and go at 11pm, you have a cocktail on a relatively desolate street. If you want to see the crowd, you have to go at a later hour.

Another suggestion is that if you want a more hovel place on the lawn outdoors, I would recommend the place which named Base for both sunset and evening.

Bunların dışında, Porto’ya plansız da gitseniz zaten şehir size elinde ne varsa kolayca sunuyor. Sakın endişe etmeyin 🙂 / Apart from these, if you go to Porto without even planning, the city offers you what it already has. Do not worry 🙂

Bir sonraki yazımızda Aveiro ve Costa Nova Beach günümüzü anlatacağız. Porto gezimizin fotoğraflarına @kucukmartha ve @baranseldogan instagram hesaplarından ve #kucukmarthaporto hashtaginden ulaşabilirsiniz!

Bu gezimizde görüşemesek de, bize çok destek olan sevgili Nazlıhan Ağaç‘a (@probisnaz) çok teşekkür ederiz. Bu taraflara gitmeden önce mutlaka onun da bloguna göz atın.

English: In our next post we will tell you about Aveiro and Costa Nova Beach. You can find photos of our Porto tour from @kucukmartha and @baranseldogan instagram accounts and #kucukmarthaporto hashtag!

Even though we could not meet on this tour, we would like to thank our dear Nazlıhan Ağaç (@probisnaz) who supported us very much. Take a look at his blog before going to those sides.

Sevgiler / Best

Özüm & Baransel

 

GEZİ NOTLARI SEYAHAT

PHUKET’TE NEREDE KALALIM? / WHERE TO STAY IN PHUKET? – THE NAI HARN PHUKET

 Phuket’teki son durağımız, yıl dönümümüzü de gerçek anlamda kutlayacağımız The Nai Harn Phuket‘ti. Bu otel, sabırsızlıkla beklediğim duraklardan biriydi. Çünkü denize karşı konumu ve manzarası beni fotoğraflarından çok etkilemişti. Bir de açıkçası balkon sefası yapmayı da sevdiğimizden, iyi gelir diye düşünmüştüm. Onun haricinde yine bütçe dostu ama lüks bir otel olması da avantajlarından biriydi. Konumu yine Phuket’in en ucunda yer alan Nai Harn plajındaydı.

English:“Our last stop in Phuket, The Nai Harn Phuket, which we were also going to celebrate our anniversary. This hotel was one of the stops which i could look forward to. Because the position and the view towards the sea had affected me very much from the photographs. I thought that it would be good, so as i like balcony. Apart from that, one of the advantages is also of being a budget-friendly but luxurious hotel. Its location was on Nai Harn beach, at the farthest tip of Phuket.”

Oteli araştırırken, 1980’li yıllarda Phuket’te yapılmış ilk gerçek plaj oteli olduğunu ve aslında yat kulübü (the Royal Phuket Yacht Club) olarak inşa edildiğini öğrendim. Daha sonra mimarisi büyük ölçüde korunarak bu halini alıyor ve 2016 Ocak’ta The Nai Harn olarak yeniden hayata geçiyor. Bu plajdaki tek yapı olduğu için, palmiye ormanının içerisinde inci gibi parlıyor. Üstelik henüz çok yeni renovasyon geçirdiği için de her yer pırıl pırıl.

English:“While I was reading the information about the hotel, I learned that it was the first real beach hotel built in Phuket in the 1980’s and actually it was built as the yacht club (the Royal Phuket Yacht Club). Later, the architecture is being preserved to a great extent, and in January 2016, as the Nai Harn was again active. Because it is the only building on the beach, it shines like a pearl in the palm forest. Moreover, everywhere shines because it has been renovated yet.”

Otele vardığımız andan itibaren hem çok mutlu hem de hafifi buruktum. Nedense o 5 Eylül’de Bozcaada’da olmamız ve yıl dönümümüzü orada rüzgar gülleriyle beraber kutlamamız gerekiyormuş gibi geliyordu.

English:“From the moment that we arrived at the hotel, we were both very happy and a bit sad. I was feeling as we had to be in Bozcaada on the 5th of September and we had to celebrate our anniversary there with windmilles.”

Sonra evren bana bir işaret gönderdi… Otelin tam karşı kıyısında tek başına bulunan bu rüzgar gülünü gördüğümde gözlerime inanamadım. Odamızın terasına çıktığımda karşımda durmuş bana göz kırpıyordu adeta. O zaman nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Bu bir işaret değil de ne diye düşündüm kendi kendime. Dünyanın bir ucunda rüzgar gülü bulmuş bir Don Quijote’tum adeta… O nedenle sanırım The Nai Harn ile gönül bağımız ayrı olacak!

English:“Then the universe sent me a sign … I could not believe when I saw this windmill on the opposite side of the hotel. When I went out to the terrace of our room, it was almost blinking to me. Then I can not tell you how happy I am. This is not a sign, but what? I thought I was a Don Quijote who found a windmill on the edge of the world … For this reason I think ties of affection with The Nai Harn!”

Otelin en sevdiğim özelliklerinden bir diğeri ise, her yerinden muhteşem bir manzaraya sahip oluşu idi… Asansör beklerken bile mavinin bin bir tonu sizi karşılıyor.

English:“One of the most favorite features of the hotel was that it had a magnificent view from everywhere … Even when waiting for the elevator, a thousand tons of blue are welcoming you.”

ODAMIZ / OUR ROOM; GRAND OCEAN VIEW ROOM

Odamızı seçerken, şu manzarayı görmekti niyetim. O nedenle 3 gün boyunca Grand Ocean View tipindeki odada kaldık. Bu tip odaların her birinin okyanusa bakan bir terası var.

English:“When I chose our room, I wanted to see this view. That’s why we stayed in the Grand Ocean View room for 3 days. Each of these rooms has a terrace overlooking the ocean.”

Şurada yatıp güneşi batırmak ya da gece yıldızları izlemek gerçekten çok keyifli…

English:“It’s really good to lie down here and watch the sunset, or watch the night stars …”

Odamızda bizi karşılayan sürprizlerden biri de yatağın üzerine yapılan bu sanat çalışmasıydı 🙂 Yıl dönümümüz olduğu için bu şekilde bir karşılama yapmışlar. Çok tatlıydı bence 🙂

English:“One of the surprises that greeted us in our room was this art work on the bed. I think it was very sweet, for our anniversary :)”

Ve tabi ki bir şişe prosecco yine bizi bekliyordu… Yanında da tropikal meyve tabağı 🙂 Buna çok alıştım, evde de aynı düzeni aradım ama bulamadım 🙂

English:“And of course there was a bottle of prosecco for us … Tropical fruit plate beside it I’m used to it too, I wanted the same arrangement at home but I could not find it :)”

Terasa açılan geniş camlar sayesinde manzaradan içerideyken bile yoksun kalmıyorsunuz.Bu fotoğrafı tam olarak odanın içerisinde yer alan küvetin önünde çekmiştim. Yani teknik olarak küvetteyken de manzara sizinle 🙂

English:“Thanks to the large windows that open out to the terraces, you are not even deprived of being in the view. I took this photo in front of the bathtub in the room. So technically when you are in the bathtub, the view will be with you :)”

Odanın şekli çok kullanışlıydı. Banyo hem yatak odasının içerisinde hem de gizli kapılar sayesinde kapatıp ayrı bir alan haline gelebiliyor. Banyonun içerisinde küvetten ayrıca bir de yağmur duşu vardı.

English:“The room was very handy. The bathroom was inside of the bedroom, but when you can close by the hidden door, it would be a separate area. There was also a rain shower in the bathroom.”

Odanın her yerinde bulunan bu küçük sanat eseri detaylarını pek sevmiştim. Bunun yanı sıra sizin için odaya bırakılmış şemsiye, plaj çantası, parmak arası terlik, yoga matı gibi sizi bekleyen sürprizler olacak. Plaj havlularını plaja inerken hemen köşede yer alan Rock Salt restoranın girişinden alıyorsunuz. Dilerseniz size gök kuşağı renklerinde plaj şemsiyesi bile veriyorlar. Plajda birden fazla gördüğümüz bu tatlı şemsiyeler otel müşterilerine ait 🙂

English:“I loved the details of this little art piece everywhere in the room. However, there will be surprises awaiting you like umbrellas, beach bags, slippers, yoga mats for you in the room. You get beach towels from the entrance to the Rock Salt restaurant, which is just around the corner when you go to the beach. They even give you a beach umbrella iridescent . These sweet umbrellas that we have seen more than once on the beach belong to hotel customers :)”

PLAJ VE HAVUZ / THE BEACH and THE POOL

Krabi’de yer alan adaları hariç tutuyorum, Phuket tatilimiz boyunca gördüğümüz en güzel plajdı Nai Harn plajı… Hem denizin güzelliği, hem kumsalın büyüklüğü, hem de kalabalık olmaması gibi nedenlerden dolayı biz çok sevdik.

English:“I exclude the islands in Krabi, Nai Harn beach which was the most beautiful beach we saw during our vacation in Phuket … We loved it because of the reasons such as the beauty of the sea, the size of the beach and not being crowded.”

Burada da gel git epey oluyor. O nedenle yüzmek için en doğru saatler sabah saatleri. Öğleden sonra gel git etkisiyle dalga başlıyor.

English:“There’s a lot tidal current here too. That’s why the best times to swim are morning hours. Afternoon, You see wave in the sea by the tidal current.” 

Gel git sonucu suyun altındaki kayalar ortaya çıkıyor…

English:“The rocks emerge which are beneath the sea by the tidal current…”

Dalgalar sörf yapacaklar için gayet iyi. Ama yüzme konusunda da biz çok sıkıntı çekmedik. Zaten hava o kadar sıcaktı ki denize girmeden serinlemek mümkün değildi. O nedenle bol bol denize girmeyi tercih ettik.

English:“Waves are good for surfing. But we did not have much trouble swimming. It was already so hot that it was not possible to cool off. That’s why we preferred to swim in the sea.”

Otelin misafirlerine ücretsiz olarak sunduğu bir çok imkan var. Bunlardan biri de Tuk-Tuk servisi. Otele çok yakın bulunan iki küçük koya sizi ücretsiz olarak istediğiniz saatte götürüp istediğiniz saatte alıyor. Biz her ikisine bir den gidemedik ama şnorkel için çok iyi olduğu söylendiği için Ao Sane Beach‘e gittik.

English:“There are many facilities available free of charge to hotel guests. One of these is the Tuk-Tuk service. It takes you for free at any time to two small gulfs, which are very close to the hotel.  But we went to Ao Sane Beach because we heard that it was so good for snorkeling. We could not go both.”

Burada böyle salaş bir mekan var. Dilerseniz bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Biz birer bira aldık mesela. Fiyatlar gayet uygundu.Sonra diğer insanların yaptığı gibi sahile kurulduk ve şnorkel yapmak için denize girdik.

English:“There’s a place like this in here. You can eat and drink something. We got a beer. The prices were not expensive. We went to the beach as other people did, then we got our snorkels and swam.”

Biraz kayalık olduğu için girişte zorlandık. Ama gerçekten çok güzel balıklar vardı. Sabah erken saatlerde gitseymişiz su daha durgun olacakmış. Size tavsiyem eğer böyle bir plan yaparsanız sabah erken saatlerde şnorkel yapmaya gidin.

English:“It was a little hard because it was rocky. But there were really beautiful fishes. The water was going to be stagnant if we went in the early hours of the morning. I recommend you to go snorkel early in the morning if you make such a plan.”

Tabi ki tropik adaların olmazsa olmazı palmiye ağacından sarkan bir salıncak 🙂 Bu kumsalda da bunlardan bir iki adet bulabilirsiniz.

English:“Of course there is a swing hanging from the palm tree in tropical islands. ? You can find a couple of these on the beach.”

Otelin havuzuna hiç girmedik ama havuz kenarındaki şezlonglarda takıldık. Şezlongların manzarası çok güzeldi. Bir de havuz başında bar olduğu için istediğiniz her şeyi ayağınıza kadar getiriyorlar.

English:“We never used the hotel pool, but we had a good time on the sun loungers by the pool. The view of the sun loungers was very beautiful. There is a poolside bar, they bring what you want.”

Havuz alanı / Pool Area

YEME & İÇME / DINE AND DRINKING

Otelin Rock Salt adında, plaja yakın bir restoran-barı mevcut. Biz en çok vakti burada geçirdik. Hem yemekleri çok güzeldi hem de manzarası çok iyiydi. Bir de denizden çıkıp bir kokteyl içeyim diyebileceğin yegane yerdi.

English:“The hotel has a restaurant-bar which called Rock Salt near the beach. We spent the most time here. Both the meals were very nice and the view was very good. And it was the only place where you could come out of the sea and have a cocktail.”

Kaldığımız süre boyunca öğlen yemeklerimizi hep burada yedik. Salatasından makarnasına, pizzasından hamburgerine kadar bir çok yemeği denedik. Hepsi gayet başarılıydı. Bir de menüde meze tabağı vardı. Meze tabağında humus, cacık, patlıcan salatası gibi mezeler vardı. Görünce insan bir mutlu oluyor tabi 🙂 Her gün cacık yedim ! 🙂

English:“We had lunch here all the time , we stayed. We tasted a lot of food such as salad, pasta, pizza, hamburger. They were all delicious. There were also appetizers on the menu. There were appetizers such as humus, cucumber, aubergine salad. ? I ate tsatsiki every day! ?”

Rock Salt’ta içtiğimiz tüm kokteyller gerçekten çok iyiydi. Bazen klasiklerden Pina Colada bazen ise barın kendi imza kokteyllerinden deneyimledik. Hepsi bizden geçer not aldı. Özellikle içerisinde passion fruit olan tüm kokteylleri tavsiye ediyorum 🙂

English:“All the cocktails we had in Rock Salt were really good. Sometimes we tasted classical Pina Colada and sometimes the bar’s own cocktails. We all like it. I especially recommend all cocktails which have passion fruit. “

Sabah kahvaltıları otelin Cosmo Restaurant adındaki restoranında veriliyordu. Sanırım bu gezimizdeki en iyi kahvaltıyı burada deneyimledik. Hem çeşit inanılmaz fazlaydı hem de her şey çok tazeydi. Gluten free’sinden, hamur işine, vejetaryeninden sporcu kahvaltısına kadar her çeşidi bulmak mümkün.

English:“Breakfast in the morning was served at the restaurant of the hotel called Cosmo Restaurant. I guess we ate here the best breakfast on this trip. There were lots of breakfast types and everything was very fresh. You can find gluten free, pastry, vegetarian and breakfast for athletes here.”

Her sabah şu manzaraya karşı önce zencefil çayımı içtim, sonra çok sıkı bir kahvaltı ettim. Ardından da denize… Ah hayat 🙂

English:“Every morning I was drinking a ginger tea opposite the view, then I had a very good breakfast. Then i was going to swim in the sea … life ?”

Otelin bir de Reflections adında harika bir roof-top barı, bir de bu barın içerisinde Phuket’in ilk Sushi&Sashimi barı Hansha  yer alıyor.

English:“The hotel also has a wonderful roof-top bar called Reflections and also Hansha which the first Sushi & Sashimi bar in Phuket.”

Burada özellikle kalabalık gruplar için ideal olan localar çok keyifli… Otururken hem havuzun içerisindesin hem de denize sıfır bir mesafede görünüyorsun. Akşamları hava müsaitse, bu alanda ateş de yakıyorlar. Bizim burada takılmaya hiç vaktimiz olmadı ama terastan gördüğüm kadarıyla özellikle ateş yakıldığında herkes çok eğleniyordu.

Biz The Nai Harn’ı gerçekten çok sevdik. Herkese tavsiye ederiz!

Phuket & Krabi gezimizin fotoğraflarına @kucukmartha ve @baranseldogan instagram hesaplarından ve #kucukmarthathailand hashtaginden ulaşabilirsiniz!

English:“There are beautiful loges especially for big groups … If the weather is good in the evening, they also make a fire on this area. We could not spend time here, but as far as i saw from the terrace, everyone was so enjoying especially when it was the made a fire.

We really liked The Nai Harn. We recommend everyone!

You can find the photos of our Phuket & Krabi vacation from @kucukmartha and @baranseldogan instagram accounts and #kucukmarthathailand hashtag!”

Sevgiler/Best

Özüm&Baransel

GEZİ NOTLARI SEYAHAT

PHUKET’TE NEREDE KALALIM / WHERE TO STAY IN PHUKET? – THE VIJITT RESORT

Phuket gezimizin ikinci durağı Rawai bölgesinde yer alan The Vijitt Hotel‘di. Rawai bölgesi Phuket’in en ucunda yer alan bölgeye verilen isim. Planımız, bu otelde kalırken Old Town, Panwa ve Kata bölgelerini gezip bitirmekti. Bu oteli tercih etme nedenlerimizin başlıcaları ise, bütçe dostu bir otel olması, mimarisinin Tayland mimarisine sahip olması ve otelin sağladığı ulaşım gibi bazı olanaklardı. Nitekim otele giriş yaptığımız andan itibaren beklentimizin epey üzerinde bir konforla karşılaştık.

English: “The second stop of our Phuket sightseeing tour was The Vijitt Hotel that situated in Rawai. Rawai region is the name given to the region where situated in most tip of Phuket. Our plan was to visit the Old Town, Panwa and Kata areas, while staying in this hotel. The main reasons for choosing this hotel are that it was a budget-friendly hotel, has Thai architecture and  were some possibilities like transportation provided by the hotel. As a matter of fact, from the moment we entered the hotel, we met with much comfort over our expectation.”

 

Odaların her biri birbirinden ayrı villalar şeklinde tasarlanmış. Otelin peysajı ise gerçekten muhteşem. Hayatımda gördüğüm en uzun palmiye ağaçlarını sanırım burada gördüm.Onun dışında çoğu bitkinin altında ne olduğu ve nereden geldiği yazıyor. Adeta bir botanik bahçede gezer gibisiniz.

English:“Each room is designed as separate villas. The hotel’s landscaping is truly spectacular. I think I saw here the longest palm trees I’ve ever seen in my life. Also, under many plants, writing as a information what it is and where it comes from. It’s like you’re walking in a botanical garden.”

Otelin içerisinde ulaşımı yine minik golf arabaları ile sağlayabiliyorsunuz. Aslında mesafeler yürüme mesafesinde ama sıcak bastırdığında yürümek bazen zorlaşabiliyor. O nedenle biz epey kullandık bu arabaları.

English:“Within the hotel you can also get transportation with tiny golf carts. In fact, it is sometimes difficult to walk because of hot weather even though the distance is within walking distance. That’s why we used these golf carts.”

ODAMIZ – OUR ROOM; DELUXE POOL VILLA

Bali gezimizde kaldığımız odaların her birinin havuzlu villa şeklinde olması bize çok büyük bir keyif vermişti. Daha fazla mahremiyet ve kolaylık sağlıyor. O nedenle buradaki odamızı da bu şekilde seçmiştik. Odamız çok ferah ve kullanışlıydı. Yatağımızın hemen önünde açılan teras havuza çıkıyordu. Cibinlikli yatak ise her zaman bana sempatik gelen bir şey olmuştur 🙂

Bu otelde de size her gün bir meyve tabağı ikram ediliyor, aynı zamanda su ve çay da ücretsiz. Ancak minibar ücretli!

English:“It was a great pleasure for us that each of the rooms we stayed in Bali was in the form of a pool villa. It provides more privacy and convenience. That’s why we chose our room in this way here. Our room was very spacious and useful. Canopy bed has always been a sympathetic for me.

This hotel also offers you a plate of fruit every day, as well as free water and tea. But the minibar is toll!”

Odamızın en güzel kısımlarından biri de terasa açılan bu küveti idi. Hemen yanında ise bambularla çevrili bir alanda bulunan açık alan duşu yer alıyordu. Havuzdan çıkıp bu duşu rahatlıkla dışarıdan da kullanabiliyorsunuz.

Otel odalarının birbiriyle bağlantısı olmamasının en güzel kısımlarından biri de sessizlik ve sakinliği idi. Kimse kimseyi görmüyor ve duymuyor. Terasta bir öğlen uykusu çekeyim derseniz etrafta çıt yok. Bu gerçekten güzel bir hissiyat! Sanırım o nedenle biz en çok bu otelde vakit geçirip bu otelde dinlendiğimizi hissettik.

English:“One of the most beautiful parts of our room was this bathtub that opened to terrace. Right next to it there was an shower in the open-air an area surrounded by bamboo.  You can also use this shower from the outside when you get out of the pool.

One of the best parts of the hotel rooms not being connected was silence and calmness. Nobody sees or hears anybody. If you want to take a nap on terrace, there’s no sound around. It’s a really nice feeling! I think, that’s why we spent the most time in this hotel and we felt that rested at this hotel.”

HAVUZ ALANI – POOL AREA

Planladığımızın aksine burada kalırken çok fazla dışarı çıkma isteğimiz olmadı. Çünkü hem hava çok sıcaktı hem de otelin havuz alanı çok davetkardı. Upuzun palmiyelerle çevrili kocaman bir havuz alanı vardı. Serinlemek için ideal! Hemen yanında bulunan restorandan da istediğin gibi yemeğini söyleyebiliyorsun. Ben durmadan soğuk hindistan cevizi suyu içtim 🙂 Tependeki ağaçtan kesiyor, soğutucu da soğutuyor sonra kafasını kesip içine pipet takıp sana veriyor. Gerçekten çok organik 🙂 🙂

English:“Contrary to what we planned, we did not want to go out too much while we were here. Because the weather was very hot and we preferred the hotel’s pool area. There was a huge pool area surrounded by palm trees. Ideal for cooling! You can also order your meal at the restaurant right next door. I always drunk cold coconut water . 🙂 They cut from the tree, cool it, then cut the head and put the pipette into and serve it you. Really very organic :)”

Şezlong alanı oldukça fazla, ama biz en arkadaki loca kısımlarında yatmayı tercih ettik. Burası için ayrıca bir ücret falan ödemiyorsun, boş bulduğunda kapıyorsun 🙂

English:“The sunbed area is pretty big, but we prefer to sleep in the back part, of the loge. You do not pay a fee for this, you get it when you find it empty.”

YEME & İÇME – DINING AREAS

Otelde en çok The Beach Bar‘ı deneyimledik. Happy Hour zamanı canlı müzik de yapılan barın kokteyllerini çok beğendik.

English:“We tried mostly drinks at The Beach Bar in the hotel… We liked the cocktails of the bar, which is also happy hour live music.”

Otelde havuzun yanında hem kahvaltı servisinin verildiği hem de gün boyu yemek yiyebileceğiniz The Savoury adında bir restoran yer alıyor. Biz genellikle burada atıştırmalıklar deneyimledik. Her damak zevkine hitap edebilecek çeşitte yemek bulabilirsiniz.

Bunun yanı sıra çok güzel bir bahçe içerisinde konumlanmış ve Thai mutfağından seçme lezzetlerin sunulduğu Baan Vijitt‘te romantik bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Ortamı gerçekten çok güzel. Önünde küçük bir gölet, etrafında palmiyeler ve deniz manzarası yer alıyor.

English:“The hotel has a restaurant called The Savory, where you can have breakfast and dinner or lunch all day. We usually ate snacks here. You can find food for every palate taste.

 In addition, you can have a romantic dinner at Baan Vijitt, which is located in a very beautiful garden and serves of Thai cuisine. The atmosphere is really beautiful. There is a small pond in front, palm trees and a sea view.”

DENİZ VE KUMSAL – SEA AND BEACH

Otelin konumu denize sıfır ve tam olarak Coral Island‘ın karşısında yer alıyor. Ancak bizim gittiğimiz dönemde gel-git gerçekten çok yoğun yaşanıyordu. Denize girmek için en uygun saat aralığı sabah saatlerinden öğlen 12:00 ye kadardı. Sonrasında sular yavaş yavaş çekiliyor.

English:“The location of the hotel is seaside and is exactly opposite Coral Island. However, during the time we went, the tide was really intense. The best time to get into the sea was from morning untill at noon. After that, the water is slowly withdrawn.”

Öğleden sonra sular metrelerce çekildiğinde görüntü bu şekilde oluyor. İleride yüzen teknelerin ucuna kadar yürüyebiliyorsunuz. Ancak kum balçık gibi olduğundan ve binlerce deniz böceği etrafta koşturduğundan deniz ayakkabısı ile yürümekte fayda var.

English:“This is how it looks when the water is pulled up by meters after lunch. You can walk to till the tip of the floating boats which is on distant. However, because thousands of sea beetles are running around, it is useful to walk with sea shoes.”

Tüm gün Coral Island’a giden tekneler otelin önünden bu şekilde geçiyor 🙂 Sanki yürüseniz adaya varacakmışsınız gibi bir his oluyor. Otelin havuz alanının büyüklüğü ve güzelliği de bu gel-git olayı yüzünden çok kıymetli. Burada kaldığımız süre boyunca hiç denize girmedik. Açıkçası çok büyük bir ihtiyaç da duymadık.

English:“The boat that goes to Coral Island all day passes this way in front of the hotel ? It makes feel like you are going to arrive to the island. The size and beauty of the hotel’s pool area is very valuable because of this tide. We’ve never been get in the sea for the time we’ve been here. Obviously we did not need it.”

AKTİVİTELER – ACTIVITIES

Otelin en sevdiğim özelliklerinden biri de, bir çok aktiviteyi ücretsiz sağlıyor olmasıydı. Yemek kursundan, yogaya kadar, Patong ve Old Town gibi iki önemli merkezer ücretsiz servisinin olmasından, her gün havuz kenarında sunduğu canlı müziğe kadar her şey çok mantıklı ve güzeldi. Dilerseniz ücretli olarak da katılabileceğiniz bir çok aktivite mevcut. Örneğin Coral Island turu gibi.Biz Coral Island’a gitmeye çok niyetlendik ve çok güzel olduğunu da duyduk, ancak koşturmaktansa dinlenmeyi tercih ettik. Özellikle şnorkel ve dalış için güzel olduğuna dair çok yazı okumuştum. Aklınızda olsun!

English:“One of the hotel’s favorite features was that it provided many activities free of charge. Everything was very beautiful, such as with free service to Patong and Old Town which are two important centers , cooking course, yoga and live music by the pool every day. There are many activities that you also can attend by paid. For example, like Coral Island tour. We really wanted to go to Coral Island. We also heard that it was very beautiful, but we preferred to rest. I have read a lot of articles especially about snorkeling and diving. Keep in mind!”

Phuket & Krabi gezimizin fotoğraflarına @kucukmartha ve @baranseldogan instagram hesaplarından ve #kucukmarthathailand hashtaginden ulaşabilirsiniz!

English:“You can find photos of our Phuket & Krabi journey on our @kucukmartha and @baranseldogan instagram accounts and #kucukmarthathailand hashtag!”

Sevgiler / Best

Özüm & Baransel

 

GEZİ NOTLARI SEYAHAT

PHUKET’TE NEREDE KALALIM? / WHERE TO STAY IN PHUKET? – THE SURIN PHUKET HOTEL

Seyahatimiz boyunca en çok aldığımız sorulardan biri de kaldığımız otellerle ilgiliydi. Memnun kaldık mı? Otelin konumu iyi miydi? Denize yakın mıydı? gibi gelen onlarca soruya yanıt olması açısından  Phuket gezisi boyunca hangi otellerde konakladığımızı ayrı bir yazıda size anlatmak istedim.

English: “One of the questions we received the most during our travels was about the hotels we stayed at. Pleased? Was the hotel location good? Was it near the sea? I would like to tell you which hotels we stayed in during our Phuket trip in terms of having answers to a number of questions.”

Uzak doğu tatillerimizden edindiğimiz tecrübeye dayanarak şunu söyleyebilirim ki, oteliniz çok önemli. Avrupa tatillerindeki gibi 2 yıldızlı bir otelde kalayım, nasıl olsa odaya yatmadan yatmaya giderim  kafası bu taraflarda biraz daha zor. Her şeyin başında hem doğa ile fazlasıyla iç içesiniz hem de alışkın olmadığınız hijyen koşullarına maruz kalabilirsiniz. Bir de şu detay var ki, Uzak Doğu’daki otelcilik kültürü Avrupa’dakinden çok farklı. Gerek hizmet kalitesinin yüksekliği, gerekse mimarisinin farklılığı bence zaten sizi etkileyecek! Tüm bunların yanında bütçe dostu olup yine de çok güzel bir otel bulma şansınız bir çok yere göre daha yüksek. Biz otelleri seçerken öncelikli olarak konumlarına baktık. Phuket oldukça büyük bir ada ve mesafeler birbirinden uzak. O nedenle her yeri yorulmadan gezebilmek için 3 farklı bölgede kalıp, o bölgelerden diğer yakın bölgeleri gezerek tüm Phuket’i tamamlamış olduk. Bunun için ilk durağımız Surin bölgesi, ikinci durağımız Rawai bölgesi, üçüncü durağımız ise Nai Harn bölgesi oldu.

English:“Based on experience from our Far East holidays, I can say that your hotel is very important. I would stay at  2 star hotel like in European accomodations, I go to the hotel to sleep in Europe, but it is more difficult here.  You may be exposed to hygiene conditions that you are not familiar with in Phuket. And the details are that the hotel culture in the Far East is very different from Europe. The height of the quality  of service and the difference in architecture are will already impress you! In addition to all these, you still have a better chance of finding a very nice hotel. When we chose the hotels, we looked first at their location. Phuket is a pretty big island and the distances are far from each other. For that reason, we had to stay in 3 different regions to travel all around without getting tired, and seen all of Phuket by visiting other nearby areas. So, our first stop was Surin region, our second stop was Rawai, and our third stop was Nai Harn.”

THE SURIN PHUKET HOTEL

Gezimizin ilk 3 gününü geçirdiğimiz The Surin Phuket‘i tercih etmemdeki en büyük nedenlerden biri kendine ait harika bir plajı olması, lokasyonu ve odalarının tasarımı idi. Havalimanından yarım saatte vardığımız otelimizde, sabah henüz saat 05:00 olduğu ve odamız henüz hazır olmadığı için geçici bir odaya alındık ve burada dinlenme imkanı bulduk.

English:“One of the biggest reasons, I chose The Surin Phuket Hotel which we spent the first 3 days of our trip, was its location, the wonderful beach of its own  and the design of its rooms. We arrived in the hotel half an hour from the airport, it was 05:00 in the morning and our room was not ready yet, so we were taken in a temporary room and we had a chance to relax here.”

Şansımıza Phuket bizi yağmurla karşılamıştı ama inanın umurumuzda olmadı… Otelin lobisinde yer alan bu zambaklara her yağmur tanesi düştüğünde yüzümde ayrı bir tebessüm belirdi. Hatta bir ara bir daha nereden bulacağız muson yağmurunu deyip biz de ıslanmak için attık kendimizi dışarı. Zaten ıslandığınız gibi kurumaya başlıyorsunuz. Hava da aynı oranda sıcak 🙂

English:“Phuket greeted us with rain but it did not matter … It was a smile on my face when it rained on the lilies in the hotel lobby. we even leaped out to get wet. Cause we said how to find monsoon again. You’re already drying as you are already wet. The weather is also hot :)”

 

Tayland’daki oteller bu mevsim yağışlarına çok alışkın ve otel sistemlerini buna göre kurmuşlar. O nedenle mutlaka otelin her yerinde ve odalarda şemsiye bulabiliyorsunuz. Aynı zamanda otel içerisindeki ulaşımın sağlanabildiği golf arabaları sayesinde de dilerseniz yağmurdan korunarak odanıza gidebilirsiniz.

English:“The hotels in Thailand are very accustomed to the rains of these seasons and accordingly set up hotel systems. That’s why you can always find umbrellas all over the hotel and in the rooms. At the same time you can go to your room in the hotel by the golf carts , if you want protecting the rain from.”

The Surin Phuket, Phuket’in en büyük ve en güzel plajlarından biri olan Surin Beach’e, Phuket’în yeni gözde bölgelerinden biri olan Kemaala bölgesine ve Phuket’in kalbi olarak bilinen Patong bölgesine oldukça yakındı. Bu nedenle hem kendi ayrı plajı olan, hem de bir çok bölgeyi kısa zaman içerisinde gezebileceğimiz bir lokasyona sahip olması gerçekten çok iyiydi.

English:“The Surin Phuket is very close to Surin Beach, one of the largest and most beautiful beaches in Phuket, the Kemaala region, one of the new favorite areas of Phuket, and Patong, the heart of Phuket. For this reason, it was really good to have a location that has its own seaside beach and as well as a lot of places to visit in a short time.”

Otele girer girmez mimarisine bayılmıştım! Her biri birbirinden bağımsız, bir ormanın içerisinde yer alan küçük villalardan oluşuyor. Odaların mimarisi uzak doğu ile Amerikan tarzının karışımı gibiydi. Sanki Malibu sahilinde bir yazlık eviniz varmış gibi hissediyorsunuz. Etrafınızda onlarca çeşit, belki de hayatınızda ilk defa göreceğiniz türden bitki ve tabi ki upuzun palmiye ağaçları…

English:” When I entered the hotel, I loved the architecture! Each of them consists of small villas that are independent of each other and located in a forest. The architecture of the rooms was like a mixture of Far East and American style. You feel like you have a cottage on the shore of Malibu. There are dozens of species around you, perhaps the kind of plant you’ll see for the first time in your life, and of course very long palm trees …”

Otelin,  sabahları deniz manzarasına karşılık kahvaltı edebileceğiniz Lomtalay adında bir restoranı bulunuyor. Akşam yemeği için ise havuz kenarına kurulan masalarda yemek yiyebileceğiniz Sunset Restaurant bulunuyor ve mönüsü ağırlıklı olarak Thai yemekleri içeriyor. Burada yediğimiz kalamar gerçekten çok güzeldi! Aynı zamanda tüm gün odanıza yemek siparişi verebilirsiniz. Pizza, hamburger, salata ve makarna gibi batı mutfağından da yiyecekler bu restoranın mönüsünde bulabilirsiniz. Diğer bir opsiyonunuz ise, Beach Restaurant! Havalar güzel olduğunda sahile kurulan masalarda, hava bozukken de deniz kenarındaki terasa kurulan masalarında günlük taze deniz mahsullerini barbekü olarak deneyimleyebilirsiniz.

English:“The hotel has a restaurant called Lomtalay, where you can have breakfast with the sea view. For the dinner there is Sunset Restaurant which you can enjoy your meal on the tables by the pool and its menu mainly includes Thai dishes. The calamari we ate here was really beautiful! At the same time you can order food all day dining. You can find food from the western cuisine such as pizza, hamburger, salad and pasta in the menu of this restaurant. Another option is the Beach Restaurant! When the weather is beautiful, you can eat fresh seafood every day in the beach, while in bad weather you can eat in terraced by the sea.”

Gelelim en sevdiğimiz kısma! Otelin harika bir sahil barı vardı! Gerçekten film karesi gibi duruyordu uzaktan baktığınızda… Burada her akşam happy hour saatlerinde kokteyller ve belirli içecekler %50 indirimli oluyor. Favori kokteyllerimiz Pina Colada ve Passion Fruit martini idi… Gerçekten hayatımızda içtiğimiz en güzel kokteyller listesine girebilir! Kesinlikle tavsiye ediyoruz…

English:“Our favorite part, the hotel had a great beach bar! It really looked like a movie square when you look at it from a distance … Cocktails and some beverages are 50% off at happy hour hours here every evening. Our favorite cocktails were Pina Colada and Passion Fruit martini … One of the best cocktails we’ve ever had in our lives! We definitely recommend … 

ODAMIZ – OUR ROOM; BEACH SUITE

Odamız sahil kenarında yer alan ve “Beach Suite” diye geçen odalardan biriydi. Bence tek kelime ile mükemmeldi. O kadar ince detaylar vardı ki… Kendinizi gerçekten özel hissediyorsunuz.

English:“Our room was one of the rooms at the beach side called “Beach Suite”. I think it was absolutely perfect. It had such beautiful details … You really feel special.”

Odamıza bırakılan bu hasır çanta,  şapkalar, şemsiyeler, ipek sabahlıklar ve orkide dolu küvet yetmiyormuş gibi bir de mini barda yer alan yiyecek ve içeceklerin, şarap hariç, oda fiyatına dahil olduğunu öğrendik. Gerçekten çok takdir ettik. Minibar olayı her zaman sorguladığımız bir şey olmuştur. Dünyanın parasını verip bir odada kalıyorsan minibardaki belirli şeyleri, en azından kolayı ve birayı ücretsiz vermelisin. Zaten adetli koyuyorsun ve gün sayısı belli. Ne gibi bir kaybın olabilir ki? Ama The Surin Phuket gibi vizyon sahibi otellerde sana bu küçük detayları sağlayarak gerçek anlamda kazanç sağlandığını düşünüyorum.

Her gün odaya ayrıca tropik meyvelerden oluşan bir tabak ve yanına da bu tropik meyveleri tanıtan bir kart bırakıyorlardı. Böylece her gün ne yediğimizi görüp öğreniyorduk.

English:“These wicker bags, hats, umbrellas, silk gowns had left our room and orchid filled tub … We also learned that the food and drinks in the mini-bar are included in the price of the room, excluding wine. We really appreciated it. If you are making a payment and staying in a room, you should give some things in the minibar, at least easy and free of charge. What do you lose? But in hotels like The Surin Phuket, they have benefits by providing these little details.

Each day they also left a card introducing the tropical fruits and the tropical fruits next to it. So we saw and learnt what we ate every day.”

Bu yetmezmiş gibi, bir de Phuket’in meşhur rum imalathanesi Chalong Bay‘a ait bir set bırakıp bize kendi kokteylimizi yaratma imkanı sundular. Üzerinde “Party starts here” yazan bir plaka ve yanına da passion fruit koymuşlardı. (Phuket’te öğrendiğimiz ve Chalong Bay ile yapılan kokteyl videomuzu ise yakında yayınlayacağız.)

English:“They also left a set of Chalong Bay, the famous rum production in Phuket. They gave us the opportunity to create our own cocktail. They put a plate with “Party starts here” on it and a passion fruit next to it. (We will be publishing a cocktail video with Chalong Bay in Phuket soon.)”

Chalong Bay, alkol oranı gerçekten yüksek bir rom. Bize tarif edilen şekilde kokteylimize eklediğimiz halde ilk içişte oldukça sert geldi, ancak sonra buzlar erimeye başlayınca ve passion fruit tadıyla karışınca gerçekten inanılmaz lezzetli bir kokteyl oldu. O kadar sevdik ki evimize de aldık!

English:“Chalong Bay is a really high-alcohol rum. When we added to our cocktail as described to us, it was very tough at first, but then it was an incredibly delicious cocktail when the ice started to melt and passion fruit mingled. We loved it so much we took it home!”

Her şey bir yana, odamızın sağladığı bu teras ve deniz manzarası bir yana… Şansımıza ilk iki günümüzde muson fırtınasına yakalandık. Ama öyle bir şey ki, tüm gün yağıyor, ama gün batımı saatinde adeta güneş bulutların üzerinden parçalanarak gök yüzünde bir sanat yapıyordu. Ben hayatımda bu kadar garip bir hava görmedim 🙂 “Güzel günler göreceğiz, güneşli günler” sözünün hayata geçmiş hali gibi! Hava zaten sıcak olduğu için biz de sahil evimizin ve terasımızın sonuna kadar tadını çıkarttık! Gerçekten çok büyük bir lüks ve konfor sağlıyor size! Yataktan kafanızı kaldırmanıza gerek kalmadan okyanusu görüyorsunuz… ve bir de şu iki palmiyeyi 🙂 Kaldığımız süre boyunca “ikimiz bir palmiyenin, coconut veren dallarıyız” diye diye aşk yaşadım kendisiyle 🙂

İkinci gün kopan fırtınanın ardından tüm günü otelde geçirip hem dinlendik hem güzel vakit geçirdik. Ortam o kadar güzeldi ki zaten Surin’den dışarı çıkmak istemedik.

English:“All in all, our terrace and sea view are wonderful … Monsoon storm broke out in our first days. But something like that, it’s raining all day, but at sunset time it’s almost sun-shattering over the clouds, doing art in the sky. I have never seen such a strange weather in my life.  As in the our traditional song “we will see beautiful days and beautiful sunny days!”. Because the weather was hot, we also enjoyed our seaside house and our terrace! It really gives you a great deal of luxury and comfort! You see the ocean before you need to get out of bed … and also these two palms…

On the second day, we spent the whole day at the hotel after the storm that broke out. We had a nice time and relaxed. The atmosphere was so beautiful that we did not want to go out of Surin anyway.”

Sahildeki palmiye ağaçlarından sarkan salıncakta, rüzgara karşı çocuklar gibi eğlendik…

English:“On the swing hanging from the palm trees on the beach, we had fun like the children …”

 

Buralarda fırtına çıkınca karaya hindistan cevizleri vuruyor…

English:“You can see coconuts on the land when the storm broke out around here …”

Benim gözümden…

English:“From his eye …”

Onun gözünden…

English:“From my eye …”

Buradan bakınca bile doğa ana karşısında ne kadar küçüğüz değil mi?

English:“How small we are in front of nature, are not we?”

Sonra o fırtına yerini yavaş yavaş bu renklere bıraktı… İnanılmaz bir gökyüzü şovuna şahitlik ettik…

English:“Then the storm slowly left its to these colors … We witnessed an incredible sky show …”

Biz de bu anın tadını otelin sahil barında,  happy hour olduğu için %50 indirimle aldığımız o harika kokteylleriyle eşlik ettik 🙂

English:“We enjoyed  and got those wonderful cocktails with a 50% discount for the happy hour at the beach bar in the hotel.”

Gördüğümüz tüm güzelliklere ve The Surin Phuket otel yönetimine en zor hava koşullarında bile tatilimizi harika geçirmemiz için ellerinden geleni yaptıkları için sonsuz teşekkürler!

Phuket & Krabi gezimizin fotoğraflarına @kucukmartha ve @baranseldogan instagram hesaplarından veya #kucukmarthathailand hashtaginden ulaşabilirsiniz!

English:Thanks to all the beauty that we have seen and The Surin Phuket Hotel for their hospitality so that we had a wonderful holiday even in the most difficult weather conditions!

You can find photos of Phuket & Krabi on our @kucukmartha and @baranseldogan instagram accounts or #kucukmarthathailand hashtag!"

Sevgiler / Best

Özüm & Baransel

GEZİ NOTLARI SEYAHAT

PHUKET & KRABI GEZISI; ÇOK SORULAN SORULAR

Rüya mıydı gerçek miydi? İşte bütün mesele bu! O nedenle ilk olarak, Phuket & Krabi gezisi boyunca aldığımız onlarca soruya cevap vermek adına genel bir yazı yazmak istedim. Planlama yapmadan önce bu yazının meraklılarına ışık tutacağına eminim! O nedenle temelde merak edilen tüm konuları burada bulabilirsiniz.

1.Phuket’e Nasıl Gittik?

Her şey, geçtiğimiz kış Türk Hava Yolları‘nın Phuket’e İstanbul’dan direkt uçuşa başlayacağını duyurması ile başladı. Direkt olarak uçma fikri bize çok cazip geldi çünkü toplamda 9,5 saat gidiş, 10 saat ise dönüş yolculuğunun ardından gideceğiniz yere varıyorsunuz. Daha az yorgunluk olmasının yanında en büyük avantajı zaman kaybı olmaması. Çünkü zaten sınırlı bir zaman için bir plan yapıyorsunuz ve her saat sizin için kıymetli oluyor. O nedenle Phuket’e direkt uçuş fikri bize çok mantıklı geldi.

THY Phuket’e ilk uçuşunu Temmuz ayında yapacaktı ama bilet satışını Şubat ayında başlatmıştı. Ekonomi sınıfı bilet fiyatları çok uzun bir süre kişi başı gidiş-dönüş 2.000TL civarındaydı. Bu fırsatı kaçırmak istemedik ve biletleri kıştan aldık. Böylelikle ödemesini de erkenden yapmaya başlayarak tatil bütçemizin yükünü hafifletmiş olduk.

Ardından ikinci bir kampanya ile Türk Hava Yolları bizi bir kez daha sevindirdi. Phuket uçuşlarındaki ekonomi sınıfı bilet sahiplerine %50 mil indirimi imkanı ile Business sınıfa upgrade etme olanağı tanıdı. Normalde kişi başı 90.000 mile yapacağınız Business upgrade’i size 45.000 mile sunuyorlardı. Bunu da ilk görenlerden biriydim sanırım ve bu benim şansıma oldu.  Daha konforlu bir uçuş olması için hemen biletlerimizi upgrade ettik. Böyle kampanyaları takip etmek çok önemli. Mail kutunuza düşen ve normalde görmezden geldiğiniz bu maillere mutlaka bakın 🙂

26 Ağustos Cumartesi günü 14:30’da İstanbul’dan kalkan uçağımız 27 Ağustos sabahı 04:00’te Phuket’e indi. Sorunsuz şekilde geçirdiğimiz yolculuğumuzun ardından gün kaybetmeden tatilimize başladık.

2.Tayland’a Vize Var mı? 

Tayland’a seyahat etmeden önce Türkiye’den başvurup bir vize almanız gerekmiyor.  Tayland vizesi havalimanından veya karadan girerken sınır kapılarından alınabiliyor. Uluslararası havalimanı girişlerinde 30 günlük, karadan girişlerde ise 15 günlük vize veriliyor. Endonezya gibi bazı ülkelerde kapıdan aldığınız vize için para ödemeniz gerekiyor ama burada böyle bir durum da söz konusu değil. Uçakta size kısa bir form dağıtılıyor ve bu forma nerede kalacağınızı, pasaport bilginizi ve hangi günler arasında kalacağınızı yazıyorsunuz. Bir sayfasını ülkeye girişteki pasaport memuru alıyor, diğer sayfasını ise Phuket’ten çıkarken pasaportunuza bakacak memur alıyor. Dolayısıyla bu formu asla kaybetmeyin!  Phuket Havalimanı’nda yer alan görevliler oldukça katı ve işlemleri elle yaptıkları için her bir kişinin işlemi biraz uzun sürüyor. Herkese mutlaka otel rezervasyonunu gösteren bir belge sordular. Biz telefondan mailimizdeki rezervasyonumuzu gösterdik. Kimileri elinde basıp getirdiği evrakı gösterdi. Telefonunuzun o anda çalışmama ihtimaline karşılık siz basıp yanınıza mutlaka alın derim.

3.Paramızı Nerede & Nasıl Bozdurduk? 

Tayland’ın yerel parası Baht (TBH) ve Türk parasına çevirirken bir sıfır atıp yaklaşık olarak ne ettiğini hesaplayabiliyorsunuz. Örneğin 100TBH = 10TL gibi. Tabi ki küsüratlarıyla bir tık fazlası ediyor ama kafa karışıklığını önlemek içi bu yöntemi kullanabilirsiniz. Biz yanımızda sadece Amerikan Doları götürdük. Zaten çoğu yer Euro’yu çevirmek istemiyor. O nedenle en garantisi Amerikan Doları ile gitmek.

İlk olarak havalimanından çıkarken paraya ihtiyacımız olacağı için, pasaporttan geçtikten sonra karşımıza çıkan ilk ofiste 100USD bozdurduk ve karşılığında tam 31.800TBH yani 318TL aldık. Dolar biz giderken 3,53TL seviyesindeydi. Aradaki kaybımızı siz hesaplayın…

Ancak işin acı kısmı Phuket’teki gezimiz boyunca kendini daha net hissettirdi. Her semtte ve otelde kur farklıydı ve biz başlangıçta büyük bir para bozdurmadığımız için her seferinde yeniden farklı kurlarda dolar bozdurmak zorunda kaldık. Çünkü bu kadar çok para harcanacağını tahmin etmiyorduk! Peki o paralar neye mi gitti? Bu da başka bir sorunun cevabı olarak aşağıda sizi bekliyor!

Hatırladığımız kadarıyla en yüksek kuru Patong’da bir ofisten 33,10, bir de Rawai’den 32,10 şeklinde bozdurduk. Onun dışında 30,80 ile en düşük aldığımız kur Krabi’deydi. Ortalamaya vurduğunuzda havalimanındaki döviz bozdurma ofisinden başta yüksek bir meblağ bozdurmadığımıza epey pişman olduk. Bu da aklınızda olsun!

4.Phuket Havalimanı’ndan Gideceğimiz Yere Ulaşımı Nasıl Sağladık? 

Aslında işin çetrefilli kısımlarından biri buydu. Phuket’e gitmeden önce kalacağımız otelden transfer sorduğumda karşılaştığım faiş taksi ücreti beni şaşırtmıştı. 2 kişilik ve tek yön şeklinde hesaplanan bir araç için benden 1.300TBH yani 130TL istemişlerdi. Gideceğimiz yerin yarım saat mesafede olduğunu ve Tayland’ın ucuz! olduğunu düşünen ben için bu fiyat saçmalıktı! Biz kendimiz pazarlık usulü havalimanında nasıl olsa hallederiz diye düşündüm. Nitekim havalimanından çıktık ve kapıda bekleyen taksilere sormaya başladık. 2.000TBH isteyen de oldu 1.000TBH isteyen de. Pazarlık konusuna ise çok yanaşmadıklarını ve adeta karınları tok tüccar ayağı yaptıklarının altını da çizmem gerekli. Velhasıl kelam bir tanesiyle 700TBH’ye anlaştık.

Özel taksiye binmezseniz alternatif olarak TaxiBus dedikleri 20 kişilik minibüslere daha uygun fiyata binebilirsiniz. Dolmuş mantığıyla yolcuları sırayla gidecekleri yere bırakıyor. Yarım saatlik yolun bu şekilde daha da fazla uzayacağını düşünerek ve bir an önce kendimizi otele atmak istediğimiz için biz taksiye bindik.

5.Genel Olarak Phuket İçerisinde Ulaşım Nasıldı?

Phuket’te metro ya da bunun gibi gelişmiş bir toplu taşıma ağı maalesef yok. %90 oranında taksi ve Tuk-Tuk denilen motorlar kullanılıyor. Trafik ise bizim tersimize sağ şeritten akıyor. Yani İngiliz trafik sistemi mevcut. Ancak araba ya da motor kiralamak isterseniz ehliyetinize bakmıyorlar bile. Eğer ki sağ taraftan araç kullanırım derseniz, daha önce deneyiminiz varsa araba da kiralayabilirsiniz. Araç ve motor kiralamak oldukça ucuz. Örneğin motor kiralamanın günlüğü 20-40TL arası değişiyor. Araçların ise günlüğü 70-100TL civarında. Benzinin litresi 4TBH yani 4TL civarı. Çoğu zaman benzin istasyonu yerine, yolda “Gasoline” yazısını gördüğünüz derme çatma yerlerden benzin alıyorsunuz.

Gelelim yaşadığımız en acı deneyime 🙂 Paramızın çoğunu taksiye vermiş olmamız gerçeği hala içimde bir yaradır! Phuket büyük bir ada ve mesafeler birbirinden uzak. Bunda trafiğin de etkisi var. Bizim rotamızda adanın tamamını gezip 3 farklı bölgesinde kalmak da olduğu için ulaşım konusu bizi biraz zorladı. Araç kiralamaya hem çılgın trafikleri hem de sağ taraf mevzusu yüzünden cesaret edemedik. Yola çıkayım elimi sallayayım taksi çevireyim hikayesi de Patong ve Kata gibi çok merkezi yerlerde değilseniz zor. Eli mahkum otelden sizin için taksi çağırmasını istiyorsunuz. Bu da otelin taksi ücretine komisyon eklemesi demek oluyor. Yani otelden taksiye binip gideceğimiz yere 500TBH öderken, dönüşte aynı mesafe için yoldan bulduğumuz taksiye 300TBH ödediğimiz zamanlar oldu.

Eskiden Tuk-Tuk ve taksiler arasında ciddi ücret farkı olurdu ve tabi ki Tuk-Tuk daha ucuz olurdu. Ama şuanda o fark o kadar kapanmış ki, pazarlık konusuna da yanaşmadıkları için fark 10TL’ye düşmüş durumda. Açıkçası çoğu zaman 10TL için değmez, klimalı araç olsun deyip taksiye bindik.

Taksilerin hiç biri taksimetre usulü çalışmıyor, baştan sizinle parayı konuşup anlaşıyorlar. Bu da size not olsun!

Son gün motor kiraladık ve inanılmaz zevk aldık. Sonrasında çok pişman olduk daha fazla süre için motor kiralamadığımıza ama hem programımız hem de hava şartlarına güvenemediğimiz için bu sefer böyle oldu dedik. Motor ehliyetiniz varsa, trafik sağdan bile olsa motor kullanmak arabaya göre çok daha kolay ve keyifli. Hem trafikten de yırtmış oluyorsunuz. O nedenle kesinlikle bizce Phuket’te ki en iyi ulaşım aracı motorsiklet!

Ödediğimiz en büyük transfer ücreti ise Phuket- Krabi arasındaki 3 saatlik yolculuk içindi. Giderken 2.400TBH dönüşte ise 4.000TBH ödedik. Bunların ayarlamasını da tamamen oradaki şansımızla, lokallerle konuşarak, tavsiye alarak yaptık çünkü Phuket’in Bali’den farkı özel şöfor konusunun eksik olması. Bali’de bu iş çok daha yaygın ve profesyonelce yapılıyor ve tabi çok daha ucuz!

Krabi’den Phi Phi Adaları ve diğer adalara gitme işini de yine Krabi’de çözdük. Phranang Kumsalı’nda gözümüze kestirdiğimiz bir tekneciye yanaşıp yarın sabah bizi şuralara götürsen ne kadar alırsın dedik ve bu şekilde hallettik. Ortalamada eğer tekneyi kapatırsanız yani sadece siz olun isterseniz 7.000TBH ödüyorsunuz. Ama paylaşımlı bir tekneye binmek isterseniz kişi başı 1.200TBH alıyorlar. Bu söylediklerim longtail denilen geleneksel ahşap tekneler için geçerli. Eğer sürat teknesiyle gitmek isterseniz fiyatları 2-3 katına çıkarmanız gerekli.

6.Phuket & Krabi Ucuz mu?

Ben Tayland’a ilk defa Bangkok ve Pattaya gezisi için bundan tam 10 yıl önce gitmiştim. Her şey o kadar ucuzdu ki, bu tatilimizin de aynı olacağını sanmıştım 🙂 Fena yanılmışım! Ulaşımın pahalı olduğunu yukarıda zaten anlattım. Bir de düzgün bir yerde yemek yiyeyim, gideyim bir kokteyl barda kokteyl içeyim derseniz, ben de size İstanbul’a hoş geldiniz derim. Ana yemeklerin 70-120TL , kokteyllerin 30-40 TL civarında olması büyük hayal kırıklığıydı. Her şey çok lezzetliydi o ayrı konu! Hakkını vererek yiyip içiyorsun! Sokak yemekleri ve küçük lokal restoran seçenekleri tabi ki çok fazla.Ama benim gibi midesi hassas biriyseniz daha güvenilir yerlerde yemek yemenizi tavsiye ederim. Mc Donalds ve Burger King’te yemek yiyen bir grup insanla konuştuğumuzda, yağlarından dolayı midelerini bozduklarını ve 2 gün otelde yattıklarını öğrendik. O nedenle bolca meyve tüketip ve supermarketten güvenilir yiyecekler alarak biz de öğünlerimizi dengelemeye çalıştık.

Ucuz olan şeyler yok mu tabi ki de var! Mesela tropikal meyveler! Envai çeşidini bulup deneyebilirsiniz. Ya da hediyelik eşyalar… Tahtadan fil ve Buddha heykelleri mi istersiniz yoksa hasır sepet çantalar mı? Masaj yağları mı istersiniz yoksa tütsüler mi? Özellikle çantaları ve yağları sakın kaçırmayın! Bir de tabi ki tüm o yolu çekmenize tek başına değecek olan dünyaca ünlü Thai Masajı var! Her sokak başında, her çeşit masajı uygun bir fiyata yaptırabilirsiniz. Örneğin 1 saatlik ayak masajı 300TBH yani 30TL civarı. 90 dakikalık Thai Masajı 1.200TBH yani 120TL. Otel SPA’larında ise fiyatlar yüksek, ortalamada 90 dakikalık Thai masajı fiyatı kişi başı 3.600TBH yani 360TL!

Mutlaka almanız gereken iki şey ise Aloe Vera kremler ve Tiger Balm denilen mucizevi ağrı kesici krem. Her yerde bulabilirsiniz…

Kısacası ulaşımı ve yemek konusunu dert etmezseniz Phuket sizin için tropikal meyve, harika kumsallar ve Thai masajı üçlemesinden oluşan bir cennet olur!

7.Muson Mevsiminde Gittik, Peki Hava Nasıldı?

Instagram’dan da paylaştığım üzere ilk 3 gün muson fırtınasına yakalandık. Aslında enteresan bir deneyimdi. Aklınıza tabi sakın öyle Irma Kasırgası gibi bir şey gelmesin. Birazcık da bizim odamızın sahil kenarı bungalov olmasından da kaynaklanan bir talihsizlik yaşadık. Ağırlıklı olarak geceleri fırtına, gündüz ise ahmak ıslatan yağmur olmasına rağmen yine de hava 30 dereceydi! Zor bir iklim! Tatilin tamamı bu şekilde geçse üzülürdüm… Yalan değil 🙂 Ama o 3 günden sonra hava bambaşka bir şeye döndü. 10 gün boyunca bir daha gündüz hiç yağmadı. Ara ara bulutlandığı oldu ama hemen güneş açtı. Güneş açınca da kavurdu geçti! Gerçekten çok sıcak oluyor! Bütün yaz Ege sahillerinde bronzlaşmadığım kadar 1 günde Phuket’te bronzlaştım! Bence biraz haşlandım 🙂 Kısacası bu sizin almak isteyip istemeyeceğiniz bir risk. Biz gözümüzü kararttık gittik ve şansımıza hava bize çok iyi davrandı! Eğer bu riski almak istemezseniz Phuket & Krabi gezisi için en kurak ve en güneşli zaman Aralık-Mart arası dönem! Aklınızda olsun!

8. Phuket & Krabi Rotamızı Nasıl Çizdik?

Planlı olmayı sevdiğim için 6 ay öncesinden tüm otelleri ayarlamıştım. Hepsini otellerle mailleşerek yaptım ve başka hiç bir aracı internet sitesi kullanmadım (booking gibi). Rotamız; ilk 3 gün Surin & Patong ve Kemaala Bölgesi, Phuket, sonraki 3 gün Railey Beach & Phi Phi Islands ve Four Islands, Krabi sonraki 3 gün Rawai, Old Town ve Panwa Bölgesi, Phuket ve son 3 gün ise Nai Harn ve Kata Bölgesi, Phuket şeklindeydi.

Phuket seyahatine Krabi’yi katmak istememin en büyük nedeni Krabi’nin doğasının methini çok duymam ve adalara ulaşımın daha kolay olmasıydı. E o kadar yol yapıyoruz gidiyoruz, süremiz de yeterli, o nedenle 3 gün mutlaka Krabi olmalı diye düşündüm. Açıkçası dibine kadar gidip de Krabi’ye gitmemek büyük hata olurmuş. Siz siz olun mutlaka ama mutlaka rotanıza ekleyin!

Bence bu bölge başlı başına kesinlikle en az 10 gün kalınmayı hak ediyor. 7 Gece 8 gün gelseydik çok üzülür ve tatilin tadına varamadan dönmüş olurduk. Bu da size tavsiyem olsun.

 

9. Phuket’e Giderken Yanınıza Mutlaka Almanız Gereken Şeyler Neler?

Sinek ilacı (çok fazla sivrisinek var, oteller veriyor ama onlarınki hafif kaldı), varsa kendi şnorkel malzemeleriniz, şnorkel yaparken korunmak için üzerinize giyebileceğiniz wetsuit (ben gitmeden Decathlon’dan 30TL’ye almıştım, ama giymeyi unuttum ve haşlandım, siz sakın bunu yapmayın 🙂 ) yüksek korumalı güneş kremi, ishal, mide yanması ve nezleye karşı ilaçlar, kalın havlular yerine ince peştemal (sadece tekne turunda kullandık, otellerin tamamı plaj havlusu, plaj çantası hatta plaj terliği verdi). 

10. Phuket’te Mutlaka Yemeniz & İçmeniz Gereken Şeyler Neler?

Tropikal meyvelerden rambutan, passion fruit, ananas, hindistan cevizi, lychee, dragon fruit gibi meyveleri mutlaka deneyin! Ananasın tadı bizdekinden çok farklı, daha tatlı! Tayland biraları oldukça çeşitli ve güzel! Mutlaka Singha, Tiger, Chang, Phuket ve Leo marka biraları deneyin! Pina Colada burada milli içeceğiniz olabilir! En basit yerde bile harika yapıyorlar. Restoranlarda Thai yemekleri denemekten korkmayın. Acı seviyorsanız sizin için cennet olacaktır. Ama sipariş vermeden önce acısının miktarını düşürtedebilirsiniz. Bol bol deniz mahsülü tüketin. Zaten et Avustralya’dan ithal ediliyor ve açıkçası angus etini çok güzel pişiremiyorlar. Onun yerine büyük karides (prawn), levrek (sea bass) ya da  kırlangıç balığını (red snapper) deneyin. Hindistan cevizini her yerde kullanıyorlar ama ben sanırım en çok içecek ve dondurma halinde sevdim.

11. Phuket’e Giderken Yanımızda Alkol ve Sigara Götürebilir miyiz?

Evet, bavul ticareti yapmadığınız sürece götürebilirsiniz. Maldivler’deki gibi katı bir uygulama burada söz konusu değil.

Eğer bunlar haricinde aklınıza takılan bir soru varsa bana her zaman yazabilir, instagramdan bu seyahatimizin fotoğraflarına #kucukmarthathailand yazarak ulaşabilirsiniz.

Sevgiler

Özüm